Anlamlı Sözler — kalbe dokunan en güzel sözler
Her iyi kadın erkek için mukaddes bir kalkandır.
Haksızlığa sapıp çoğu insanın seninle beraber olmasını sağlamaktansa adaletle davranıp tek başına kalmak daha iyidir.
Diş ağrısı çok fena şey enişte, dedi. Fakat yeri belli olan, ağrılardan korkmamalı. Derinlerden gelen bazı ağrılar var ki...
Ilık sakız kokuları içinde uyuşmuş gibi görünen bu sakin adası, Sarayın bir menfası hükmündeydi. Gözden düşen, fikirlerinden korkulan mabeyin adamlarını buraya mutasarrıf gönderirlerdi.
Şu adamı gördün mü Doktor Bey, dedi, Hani Cenabı Hak, kitabında Hazret-i Peygamberin son peygamber olduğunu yazmasaydı ben, bu adama peygamber derdim.
Mesut olmak için de asıl çare budur: Sevdayı dudaklardan öteye bırakmamak, zehir gibi kalbe inmesine meydan vermemek.
Ben çiçeklere "toprağın sevdası" derim Kınalı Yapıncak... Onlar da toprağın dudağında birer buse olarak açılıp sönüyorlar... Hangisi toprağın kalbine gitmeyi düşünüyor?
Kanun bana damga vurdu. Namuslu insanların arasından sürüp çıkardı. Bütün sevdiklerimin yabancısı oldum. Bu gece, bu serseriler arasında geçirdiğim iki saat, bana anlaşılmaz bir sükûn ve kuvvet verdi. Acaba ben, sahiden bu âlemin adamı mı oldum? Bilmiyorum. Fakat, muhakkak olan şu ki: insan, kimin yanında yüz karası yoksa, kimin yüzüne çekinmeden bakarsa, kendini ona yakın buluyor...
İnsan için, her şeyi söylerler... Ne çıkar? Elverir ki, vicdanı temiz olsun...
Sevmek denen şeyin rolü bu kadar insanı yakıp titretecek bir şey olursa kendisi kim bilir neydi?
Yara sıcakken acımaz, hemşireciğim. Hele bir kere soğumaya başlasın. Sen bak, seyret o kızcağız nasıl yanıp yakılacak?
Yan yana yürümeye başladık. Yeni yakalanmış bir kuşun yüreği, göğsünde nasıl atarsa benimki de öyle atıyordu. Fakat zannediyorum ki, beni bıraksa da artık kaçmaya kuvvet bulamayacaktım.
Sen, kurşunla vurulanları hiç işitmedin mi, be hemşireceğim? Bazıları, vurulduklarının fakında bile olamazlar, üç beş adım koşarlar, kaçıp kurtuluyoruz sanırlar. Yara sıcakken acımaz, hemşireceğim. Hele bir kere soğumaya başlasın. Sen bak, seyret o kızcağız nasıl yanıp yakılacak?
İnsan yaşadığı yerlerde beraber bulunduğu insanlara görünmez ince tellerle bağlanırmış; ayrılık vaktinde bu bağlar gerilmeye, kopan keman telleri gibi acı sesler çıkarmaya başlar, hep birinin gönlümüzden kopup ayrılması bir ayrı sızı uyandırırmış. Bunu yazan şair ne kadar haklıymış!
Dördüncü sınıftaydım. Yaşım on iki kadar olmalı. Fransızca muallimimiz Sör Aleksi, bir gün bize yazı vazifesi vermişti. "Hayattaki ilk hatıralarınızı yazmaya çalışın. Bakalım neler bulacaksınız? Sizin için güzel bir hayat temrîni olur," demişti.
Bu kadar çok vakit, bu kadarcık bir zaman çerçevesine nasıl sığmıştı?
Reşat Nuri Güntekin (25 Kasım 1889, İstanbul - 7 Aralık 1956, Londra), Cumhuriyet dönemi edebiyatında önemli bir yeri olan Çalıkuşu, Yaprak Dökümü ve Dudaktan Kalbe gibi eserlere imza atmış roman, öykü ve oyun yazarıdır.
Zaten aşka kin kadar yakın bir his yoktur. (s. 189)