Anlamlı Sözler — kalbe dokunan en güzel sözler
Belinde Diyarbekir kuşağıZulasında kimbilir hangi hınç, hangi mısraYürür namus bildiği yolda...Yürür yine de yalınayak veayakları yanarak.
Haberin var mı taş duvar?Demir kapı, kör pencere,Yastığım, ranzam, zincirim,Uğrunda ölümlere gidip geldiğimZulamdaki mahzun resim.Görüşmecim yeşil soğan göndermişKaranfil kokuyor cigaramDağlarına bahar gelmiş memleketimin..
Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyızKarşıyaka köyleri, obalarıylaKız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,Komşuyuz yaka yakayaBirbirine karışır tavuklarımızBilmezlikten değil,FıkaralıktanPasaporta ısınmamış içimizBudur katlimize sebep suçumuz,Gayrı eşkiyaya çıkar adımızKaçakçıyaSoyguncuyaHayına...
Gazetecinin "Bir kitapla şair olunur mu?" sorusuna cevap olarak
Bir kitapla peygamber olunuyor da şair niye olunmasın...
Ben soyumla değil, ancak halkımla övünebilirim. Halkımdan gayrısını da övgüye layık görmem. Bir de sevgiliyi elbett... İlle de sevgiliyi.
Evet, bu korkusuzluğu, soya çekim yasalarından çok, devrimci öğreti, devrimci bilinç ve kavga koşullarına borçluyum.
Vurulsam kaybolsam derim çırılçıplak bir kavgada, Erkekçe olsun isterim, dostluk da, düşmanlık da.
Ne alnımızda bir ayıp, ne koltuk altında saklı haçımız. Biz bu halkı sevdik ve bu ülkeyi. İşte bağışlanmaz korkunç suçumuz.
Benim aziz Leylâm, sevgili belâm. Ya sen olmasan, ben ne bok yerim, neye yararım? Mânâsız bir otomatisme’in, mânâsız bir fiziğin, kahrolası boşluğunda, ben garip, ben duyan, ben yirmi dört saatte, yirmi dört bin parça olan, ne yapardım?
İyi şiirde imge şiire kan pompalayan ve sonra yine kanla dolan yürek gibidir. Eğer imgeyle sözcükler arasında böyle bir dolaşım sağlanamazsa imge de şiir de değerini ve yaşamını yitirebilir.
Dünü yorumlayıp geleceği okumada hep şairler haklı çıkmıştır.
Bir şiir okurken deyim yerindeyse bir sözcük lezzeti alırız. Sözcüğün lezzeti ise onun salt anlamına bağlı değildir. Bu konuda anlamdan da önemli olan sözcüğün ses yapısı, yani tınısıdır.
Acı çağdaş yaşamın bir zorunluluğudur ve duyarlı olmanın sonucudur. Şairin acı ile hesaplaşması gerekir. Bugün onurlu insan, içinde bulunduğu olumsuzluklar karşısında, onları ortadan kaldırmak elinden gelmediğine göre, acı duymak zorundadır. Bu bir kefaret sorunudur. Aydın kişi acı duyarak güzelliğin, inceliğin kefaretini öder. Alaturka olmak öyle sanıldığı kadar kolay bir iş değildir. Eğer olabildimse, yani Türk usulü bir şiir yaratabildimse ne mutlu bana.