Anlamlı Sözler — kalbe dokunan en güzel sözler
Adı Gülbeddin Hikmetyar, liderimiz bizim. Allah adıyla konuşur, Allah için savaşır en önde. Ona zor değil kafasını kırmak zalimlerin, daha çocukken başladı bu işe. Az yer, az uyur, örgütleyicidir, azimli gerçekçidir. Seviyoruz tüm ülke gibi biz küçük mücahitler de onu.
Adam, acı mümkün olduğu kadar kendi içine aksın diye yüzünü önüne eğmişti.
İnsan gittikçe daralan dünyasında neden mutsuz. Herkes artık gereğinden fazla büyüyor da onun için mi? On yedi yaşlarındaki delikanlıların bile iki kat yaşlıların ki kadar yürekleri dolu.
Birbirimizle içimizden konuştuk. Ben onunla içimden konuşuyordum.
Pencereden bakınca toprak ve ağaç görünmeli. Hava tertemizdir, yakınlarda sağlıklı bir dere akmaktadır. İnsan; tabiattaki insan ve eşya dengesine bakarak ve inanç içinde yastığa başını emniyetle koyar. Orada kader rahatsızlık vermez. Tabiata yakın olmakta kabusu dağıtıcı bir güç bulunuyor.
Küçük bir serçe hiçbir zaman bir fil gibi ölemez. Zaten arzuları da hayalleri de vazgeçilmez şekilde irileşip içine çöreklenmemiştir.
Demek ki dedi; gerçek olmasa bile cesaret ölümü korkulacak olmaktan çıkarabiliyor.
Bakıyorsunuz, zulmedilenlerin tek ortak özelliği var: Müslüman oluşları ve zulmedenlere bakıyorsunuz, onların da bir tek özelliği var: Kafir oluşları veya (nedense) küfre hizmet edişleri.
Denmiştir ki küfrün sürüp gitmesi mümkündür de zulmün istikbali yoktur. O muhakkak sükut eder, zalimler cezalarını bulur.
Abdurrahman Cahit Zarifoğlu (d. 1940, Ankara - ö. 7 Haziran 1987, İstanbul), şair, yazar.
Eğer Sakarya Meydan Muharebesi tarihte bir Türk zaferi olarak parlamamış olsaydı İstiklal Marşı'nın yazılmış olması hiçbir mana ifade etmeyecekti.
Gelin görün ki, şiir karın doyurmuyor. Gün gelip şiir harici bir şeyler yazdıysam namerde muhtaç olmamanın başka yolunu bilemeyişim, bulamayışımdandır. Yazarlığa harcadığım emeğin geçim derdinden başka mazereti yok.
İslam'la birlikte bir Araplaşma da vardır büyük coğrafyada. Bu kısmen Suriye için de doğru. Mağrip için belki daha doğru... Halk, halk olarak yerinde duruyor ve halk dini benimsiyor. Halbuki bu bakımdan Türkiye çok özgün bir yer. Türkiye, Müslümanlar buraya geldikleri için vatan olmuş bir ülke.
Batı medeniyeti burjuvazinin başrolü kimseye kaptırmadığı, XVI. asırda dünyayı kolaçan etmekle heyecana boğulan yağmalama eğilimiyle başlayan, XVII. asırda Bilimsel Devrimi idrak eden ve Sanayi Devrimi'nin arkasından XIX. asırda kolonyalizmle biten biten bir medeniyettir.
Doğu Bloku bir efsaneydi ve o efsaneyi üretenler tarafından bertaraf edildi. (Soğuk Savaş olaylarına değinirken)
Nerede olduğumuzu bildiysek, orada olmayı seçmişizdir aynı zamanda.
Millet dolayısıyla bir mesele karşısında olduğumuzu biliyoruz; ama karşımızdaki meselenin ne olduğunu bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey, yerkürenin hangi siyasi şekle bürüneceği bahsini tertip edenlerin, aynı zamanda Türkiye'de yaşayanların ne şekilde davranacaklarına da etkili olduklarıdır. (...) Sistemin işleyişinden yara sağlayan toplumlar "millet" olma başarısına ermiş toplumlardır.