Sevgiyi, dostluğu, hayatı anlatan en anlamlı sözler
Özdemir Asaf doğum adı ile Halit Özdemir Arun (11 Haziran 1923; Ankara - 28 Ocak 1981; İstanbul), Türk gazeteci, çevirmen, yazar ve şair.
Türkiye'de asıl sorun, aydınların yabancılaşmasıdır.
Şifahi bir milletiz, okumaya değil dinlemeye ve seyretmeye mütemayiliz.
Sık sık kendi kibrimizden başka bir şey değildir, bizi aldatan.
Nasıl cinselliği ağzına vuran bir erkek görgüsüz, kaba, bir yerde hasta erkek sayılırsa; cinselliği ağzına vuran kadın da görgüsüz, kaba, hatta hasta bir kadındır. Sevişmek, yaşanacak bir şeydir çünkü, konuşulacak değil. Hele anlatılacak hiç değil..!
Bekleme yapmayın! Aşk'ını alan acı'ya doğru ilerlesin.
Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra KGB'nin belgelerinden görüyoruz ki, Türkiye'deki sosyalistlerin pek çoğu maaşa bağlanmışlar orada. Bugün de Alman vakıflarından, Amerikan vakıflarından maaş alarak, Avrupa fonlarından para alarak, onlar adına hareket eden pek çok basın yayın organlarında görevli isimler vardır ve bunlar artık ayıp olmaktan da çıkartılmıştır. Maalesef Türkiye bu noktaya gelmiştir.
Türk aydını dediğimiz kişi, Batı'nın manevi ajanıdır.
Eğitim, savunma ve ekonomi millî olmalıdır, olmazsa Sevr gelir.
Kötümser olan yalnız gençler mi, herkes kötümser.. İyimser geçinenlerin iyimserliği de kof, göstermelik. Nazım'da bile böyledir bu: En iyimser şiirlerini en tarifsiz hüzünlerle söylemiştir.
Türkçe her hâliyle somut bir dildir; öteki dillere oranla, her şeyini somutça anlatır. Türkçede biz kızdık mı 'küplere biner' , sevindik mi 'bir kol çengi' oluruz, 'eteklerimiz zil çalar' . Ağlarsak ‘iki gözümüz, iki çeşmedir' . Ayrılırsak, 'ciğerimiz yanar' vs. Zaten halk şiiri Türkçesi, bütünüyle bu somutluk üzerine kuruluyor. Divan şiiri, her ne kadar soyut bir güzelleme gibi görülürse de imgeleriyle son derece somut ve vurucudur.
Roman okumak, dünyayı anlamanın önemli bir şeklidir; insanları, gerek toplumsal gerek bireysel açıdan değerlendirmenin, hassas bir ölçütü.
Sanat, toplumsal bir çabadır; toplumdan gelir, topluma döner. Fakat gelenle giden aynı şey değildir.
Ahmak, hayran olur, bağlanır, çünkü anlamaz; zeki, kuşkulanır dibini karıştırır, çünkü anlar.
O sözler ki, kalbimizin üstündeDolu bir tabanca gibiÖlüp ölesiye taşırız.O sözler kiBir kez çıkmıştır ağzımızdan,Uğrunda asılırız.
Memleket bir kurtlar sofrasına döndü mü, isyan haktır.
Her ülkenin, tarihi gelişmesine paralel, bir giyim kuşam kültürü oluşmuş; yaşama ve savaşma koşulları değiştikçe, elbette o da değişiyor ama; değişmesini, milli özelliklerini koruyarak geliştiriyor: o yüzden de, aynı kıtada, aynı siyasi ve ekonomik birlik içinde, aynı ittifak sistemine dahil oldukları halde, Fransız polisi İngiliz polisine, İngiliz polisi İtalyan polisine benzemez; doğru olan da budur!