Felsefi Sözler — kalbe dokunan en güzel sözler
Tanrı, abartılmış bir baba figüründen başka bir şey değildir.
Dinsel doktinler... tümü ilüzyonlardır, kanıt kabul etmezler ve hiçbir kişi onları doğru kabul etmeye ya da inanmaya zorlanamaz.
Ego’nun, dış dünyanın doğrudan etkisi ile modifiye edilmiş id’in [en ilkel benliğin] bir parçası olduğunu görmek kolaydır.
Evet, bilim ağır ağır, güçlükle, el yordamıyla ilerliyor, bu yadsınamaz, buna bir şey yapamıyoruz. Karşıtlarımız olan efendilerin bundan hoşnut görünmelerinde şaşılacak ne vardır?
Bilim önceden görülmeyen yetkinleştirmelere elverişli olduğu halde, dinsel dünya görüşü öyle değildir; bu anlayış başlıca bölümlerinde değişmez kalmaktadır; eğer yanlışsa hep öyle kalacaktır. Her zaman bizim dış dünya karşısındaki bağımsızlığımızı anlamaya bilim girişecektir; din ise gücünü bizim içgüdüsel isteklerimızi karşılamak olgusundan alan bir yanılsamadır.
Değişik çevirisi: Rüyaların yorumlanması; zihnin bilinçsiz aktivitelerine giden muhteşem yolun bilgisidir.
Rüyaların yorumlanması; zihnin bilinçsiz aktivitelerine giden kraliyet yolunun bilgisidir.
Bugünün dünyasını anlamak için sinemaya ihtiyacımız var; yüz yüze gelmeye cesaret edemediğimiz ne varsa, anlamak için sinemaya bakmalıyız
Eğer aşağı doğru akan bir su düşünebilen bir varlık olsaydı, kendi özgür istenci ve iradesiyle aşağı doğru akmakta olduğunu düşünürdü.
Bir eylemin ahlaklı olduğunu bilip de ona uygun davranmayan kişi, o eylemin ahlaklı olduğunu bilmeden ahlaklı davranan kişiden daha üstündür.
İnsanlar ölümden korkar, tıpkı çocukların karanlığa gitmekten korktukları gibi.
Alışveriş için para harcamıyorum. Deli bir adamım, kıyafete para vermem. Üzerimdeki tişörtü katıldığım bir festivalden satın almıştım. Altımdaki pantolon ise bir akrabama ait. İç çamaşırlarımı da genelde ucuz mağazalardan satın alıyorum. Kazandığım parayı daha çılgın şeyler için harcıyorum.
Michel Foucault, bize dünyanın delilik bunalımları dediği şeyle tuhaf bir karışım halinde, akıl bunalımlarının da olduğunu düşünmeyi öğretiyor. — Jacques Derrida
İnsan 18. yüzyıl dolaylarında ortaya çıkmış epistemeleri düzeyindeki dönüşümlerden icat edilmiştir.
Tımarhane ve hapishane, iktidarların sopası olmuştur tarihte.
Hapishanelerin, fabrikalara, okullara, kışlalara, hastanelere ve bütün bunların da hapishanelere benzemesi şaşırtıcı değil mi?