Anlamlı Sözler — kalbe dokunan en güzel sözler
James Augustine Aloysius Joyce (2 Şubat 1882 - 13 Ocak 1941) İrlandalı yazar, şair, öğretmen ve edebiyat eleştirmeni.
Neden hayat böyle trajik, neden böylesine bir uçurumun üzerindeki daracık bir kaldırım gibi. Aşağı bakıyorum; başım dönüyor; sonuna kadar nasıl yürüyeceğim, bilemiyorum.
Mamafih artık ölüm karşısında da şapka çıkartmaya yatkın hissetmiyorum kendimi. Odadan konuşarak çıkmak hoşuma gidiyor, dudaklarımda yarım bırakılmış rastgele bir cümleyle.
Kurgunun kurallarını kimse bilemez. İçgüdülerimize dayanabiliriz sadece. Her yol mübahtır ve yine her yol ifade etmek istediğimizi ifade eder. Bunu unutmayın, daima dürüst olun, sonuç hayret verici olacaktır.
İnsanlar olgunlaştıkça "taraflara" inanmayı bırakırlar.
İnsan normalde gökyüzüne uzun uzun bakmaz ama soğuk algınlığından yatarken kafasını kaldırır ve orada çok bambaşka bir şey görür. Sarsılır. Oysa biz bilmeyiz ama yukarısı hep öyledir; o bulutlar, o ışık ve gölge oyunları hep vardır.
Hayata neyle başlarsan başla, sonunda gurur ve aptallık kalıyor elinde! Oysa neler istemiştik hayattan!
Eğer kendi hakkınızda kendinize doğruyu söylemiyorsanız başkalarının hakkında diğer kişilere doğruları söyleyemezsiniz.
Bazı insanlar papazlara, diğerleri şiirlere gider. Bense arkadaşlarıma giderim.
Atılgan yaşamasak, tekenin sakalına yapışmadan, uçurumların kenarında tir tir titremeden o zaman hiç depresyona girmezdik, bundan kuşkum yok; ama içi geçmiş, kaderci, yaşlanmış insanlar olup çıkardık o zaman.
Düzyazı her yere girip çıkabilecek kadar alçak gönüllüdür, onun için hiçbir yer girilmeyecek kadar aşağılık, pis ya da sefil olamaz. Hem çok sabırlı hem de çok mülkiyetçidir. Uzun, yapışkan diliyle gerçeğin bütün küçük ayrıntılarını yalayıp yutar, sonra da bu ayrıntıları çok derin labirentlerde biriktirir; arkasında yalnızca mırıltıların, fısıltıların duyulabileceği kapıları sessizce dinler durur.
Kurgu bir örümcek ağına benzer, belki çok hafifçe bağlanmıştır birbirine ama yine de her bir köşesinden hayata bağlıdır.
Öz güven olmaksızın özenle korunan bebekler gibiyiz.