Bir saatlik bir zaman bile kaybetmeye cesaret edebilen bir kimse yaşamın önemini kavrayamamış demektir.
Scientists & Their Gods, U.S. News & World Report Vol. 111
Bu durum, zamanın, her şeyin başlangıcı olduğu anlamına gelir. Her şeyin nasıl başladığını anlayabilmek için evrenin dışında bir güç aramaya çalışmamalıyız.
Tanrı her şeyi ölçüyle yaratmıştır. Ağırlık, sayı ve uzunluk.
Sessizlik, sinirleri sakinleştirir.
Devlet adamıyla devlet, kralla uyrukları, aile reisiyle ev halkı, efendiyle köleleri arasındaki ilişkilerin hep aynı olduğunu sanmak yanlıştır. Aralarında yalnızca büyüklük değil, nitelik farkı da vardır.
Güzel kızlarla yatmak güzel değil mi? Umarım kızın güzel olur.
Büyük kurumlarda çıkan rivayetlerden söz ediyorum. Bilmem kimin başına ne geldiğine dair bir rivayet yayılır; daha da kötüsü günler, haftalar, aylar önce duyduğun bir şeyin doğru olduğunu öğrenirsin. "Yirmi yılını o kuruma vermiş olan Joe Baba işten çıkarılacakmış ya da hepimizi işten çıkaracaklarmış" gibi, her zaman da doğru çıkar.
Federico García Lorca (5 Haziran 1898 – 19 Ağustos 1936) İspanyol şair ve oyun yazarı, aynı zamanda ressam, piyanist ve bestecidir.
Fransa’nın yazı da yoktur kışı da yoktur, ahlakı da yoktur. Bunların dışında iyi bir ülkedir.
Edebiyat çok iyi bir şeymiş; Derin ve öğretici! İnsanın kalbine güç veriyor. Edebiyat bir resme, daha doğrusu hem resme, hem aynaya benziyor. İhtiraslar, ifade, çok ince tenkit, faydalı dersler vesikalar.
Muhayyile ve aklın Allah'ı sınırlandırıcı veya bir surete bağlayıcı zaafını bilirim ve onunla savaşırım. Ona direnirim. Allah'ı aklımla kavrama, çerçeveleme donkişotluğuna girişmem. O'na sınırsız olarak gönlümü açmaya çalışırım.
Mutluluk resim gibidir… Onun tadına varabilmek için biraz uzaklaşmam gerekir! Çok yakınındaysan, her şeyi iyi göremezsin. “Ne kadar da mutluyduk” demeye “Ne kadar da mutluyuz” demekten daha fazla alışığız. Mutluluk, rakı gibidir! İçer içmez tadı anlaşılmaz. Şarkılar biraz sonra söylemeye başlanır!
Ilgaz, Anadolu'nun sen bir yüce dağısın.Eteklerinde kitaplar...
Esas mesleğim hiçbir titri (unvanı) olmayan, sekizinci planda kalmış işler. Küçük adamların ömürlerini törpüleyen ıvır zıvır işler. Ekseri bu ıvır zıvır işler peşinde koşmak, filimci, sinemacı kovalamak. Beyoğlu'nun ara sokaklarından Cağaloğlu yokuşuna taban tepmek.
Aşıklar ölmez, ölen hayvan imiş.