Bir insanın uğruna öleceği bir şeyi yoksa, yaşamaya da hakkı yoktur.
Ben doktoruma ne ücret ödüyorsam, avukatıma bunun iki katını öderim. Çünkü; doktoruma ne anlatırsam anlatayım, doktor bana bir reçete yazar ve gider. Ağrıyı, sızıyı, acıyı ben tek başıma çekerim. Oysa avukatıma ne anlatırsam anlatayım ben onun yanından rahatlamış bir şekilde çıkarken, tüm anlattığım dert, tasa ve kasvet, artık onun derdi haline gelir.
Ben komünizmi demokratik olmadığı için, kapitalizmi de sömürüyü kayırdığı için sevmiyorum.
İnsanlar kendi tarihlerini kendileri yaparlar; ama onu özgür iradeleriyle değil, kendi seçtikleri koşullar altında değil, dolaysız olarak önlerinde buldukları, verili, geçmişten devrolan koşullar altında yaparlar. Tüm ölmüş kuşakların geleneği, yaşayanların beyinlerine bir kâbus gibi çöker.
Yalnızca sevgi ve ölüm her şeyi değiştirebilir.
Güneş olmazsan yıldız ol ama gökteki en parlak yıldız sen ol!
Düzyazı her yere girip çıkabilecek kadar alçak gönüllüdür, onun için hiçbir yer girilmeyecek kadar aşağılık, pis ya da sefil olamaz. Hem çok sabırlı hem de çok mülkiyetçidir. Uzun, yapışkan diliyle gerçeğin bütün küçük ayrıntılarını yalayıp yutar, sonra da bu ayrıntıları çok derin labirentlerde biriktirir; arkasında yalnızca mırıltıların, fısıltıların duyulabileceği kapıları sessizce dinler durur.
Bu halde, bu durum cehennem ile aynı şey. Hiç inanmazdım ona. Hatırla: ateş ve kükürt, işkence. Ah! Saçma bu.. Cehennem başkalarıdır.
Kızışmış bir kadının eline düşmektense, bir katilin eline düşmek daha iyi değil mi?
İftira erdemi bile sarartıp, soldurur.
Bedri Rahmi Eyüboğlu (d. 1911, Görele, Giresun - ö. 21 Eylül 1975, İstanbul), Türk ressam ve şairdir.
Bir silgi gibi tükendim ben. Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım: mürekkeple yazmışlar oysa. Ben, kurşunkalem silgisiydim. Azaldığımla kaldım.
Bize bol bol ziya kucakla getir; düşmek, etrafı görmemektendir.
Anladım Yar'la bir olmayınca, Yer'le bir oluyormuş insan.
Damla biraz daha küçük veya büyük olamayacağı gibi ben de biraz daha şöyle biraz daha böyle olamam.