Yalnız taşla duvar olmaz.
Kardeşiniz ile ilgili olun. Birlikte hareket etmeyebilirsiniz. Ancak ya birlikte yükselir ya da birlikte düşeriz.
Sinan Özbek, İdeoloji Kuramları, sayfa 45, aktardığı yer: Friedrich Sieburg, Gespräche mät Napoléon, s. 52
Bilinçdışı bizi bizden daha iyi bilir.
Doğu mistisizminin evreni bir illüzyondur. Onunla kendi çalışması arasında bir bağ kurmaya çalışan fizikçi, fizikçi olmaktan çıkmıştır.
Ben gelecek için hiçbir endişe duymadım. O yeterince hızlı geliyor.
Eğer öküzlerle domuzlar konuşabilseydi, yemden başka şey düşünenlerle alay ederlerdi.
Başarının kaynağı ne çalışmaktan ne de hırstan geçer. En büyük araç bir cemiyetin üyesi olmakla başlar.
Atılgan yaşamasak, tekenin sakalına yapışmadan, uçurumların kenarında tir tir titremeden o zaman hiç depresyona girmezdik, bundan kuşkum yok; ama içi geçmiş, kaderci, yaşlanmış insanlar olup çıkardık o zaman.
Aşk insanın fuhuş eğilimidir.
Eskiden hayallerimiz vardı, gerçekleştirmeyi umduğumuz. Şimdi bırakın gerçekleştirmeyi, umabilmek en büyük hayalimiz oldu.
Bana her şeyi açıklayan öğretilerin aynı zamanda beni zayıflatmalarının nedenini şimdi anlıyorum. Kendi yaşamımın ağırlığından kurtarıyorlar beni, oysa onu yalnız başıma taşımam gerek.
Bir şiir okurken deyim yerindeyse bir sözcük lezzeti alırız. Sözcüğün lezzeti ise onun salt anlamına bağlı değildir. Bu konuda anlamdan da önemli olan sözcüğün ses yapısı, yani tınısıdır.
Gel çıkalım sevgilim gel Gel kurtaralım birler hanesinden Çekelim gidelim bir uçtan uca Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar Sevelim sevelim sevelim Sevebileceğimiz kadar.
Zilha: Boş ver tab’ana, korkmuyor musun?
Hafize: Bu uğursuzun ağzını koparmayacak mısın?
Tiyatroda nasıl boş sahnede dekorun oyaladığı seyirci, söz başlar başlamaz bütün o teferruatı görmez olursa, ben de öylece insan ıstırabı karşısında tabiat güzelliğine kayıtsızdım, yabancıydım.
En basit içtimaî dâvaları anlamayacak kadar yabancı tesirler altında şahsiyetlerini kaybeden bu insanlarla münakaşaya mecbur olmanın küçüklüğünden muzdariptim.
Ey alınyazısı uzmanı,Suretlerle doldurursun yazını.
Nazım'la Söyleşi, Vera Tulyakova Hikmet, Türkçe çeviri Ataol Behramoğlu, İstanbul, 1989, s. 23
Ne doğan güne hükmüm geçer,Ne halden anlayan bulunur;Ah aklımdan ölümüm geçer;Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
Aynı suda yüzmez bindiğimiz gemiler.
Ben sevdiğimi demez isem, sevmek derdi boğar beni.
Ben gelmedim dâvi (dava) için,Benim işim sevgi içinAşkın yeri gönüllerdir,Gönüller yapmaya geldim.