Basit yaşa ki başkaları da var olabilsin.
Görünüşünüz yalnızca kalpten bakabildiğinizde berraklaşır. Dışarı bakanlar düş kurar, içe bakanlar uyanış yaşar.
Eğer biz de bilim adamlarının anladığı şekilde nükleer savaşın ve bunun getireceği yıkımın etkilerini görebilirsek, insanoğlunun eylemlerinin ve teknolojinin de bir şekilde iklim değişikliğine neden olduğunu, belki de sonsuza kadar dünya üzerindeki yaşamı etkilediğini öğreniriz. Biz dünyada yaşayan insanlar, bilgilerimizi, deneyimlerimizi paylaşmakla yükümlüyüz.
Hans Muehsam’a mektubundan, (9 Temmuz 1951)
Aristo’nun dediği gibi "Mutluluk kendine yetenlerindir." çünkü mutluluğun ve hazzın tüm dış kaynakları, doğaları gereği son derece güvenilmez, nahoş ve geçicidirler ve rastlantıya bağlıdırlar.
Muhalefet, insanları bir araya getirmenin yanı sıra o güzel iç dostluğu da ortaya çıkarır.
Büyüklük şu ya da bu olmak değil, kendin olmaktır.
Yaşam öylesine zavallı ki ölümsüz olmaya değmez.
Kendimizi veremeyiz, ancak kendimizin olabiliriz.
Bir insanın değeri bayağı kesre benzer: Pay gerçek değerini gösterir, payda kendisini ne zannettiğini. Paydanın değeri arttıkça kesrin değeri azalır.
Her an, ardından geleni getirmek için ortaya çıkar.
Silgiler silerken silinirler de!
Burası Dalyan KahvesiOrtalık süt mavisiApostol bu ne biçim meyhane!Tabağımda bir bulutKadehimde gökyüzü
Biz halisinden Atatürkçüyüz ve Atatürk hazretlerinin izindeyiz. Öyle yatıra matıra, türbeye, kıtıra inanmayız.
Ölüm var arkadaş, ölüm. Şu köşkün sahibi de ölecek, şu horoz da.
İnsanlar tuhaftır; fena bir şey yapmakta olduklarını hissedecek olurlarsa, mutlaka en evvel vicdanlarını susturacak bir sebep bulurlar.
Biri akasyaBiri gülBiri zakkum.
Nabzını boşlukta sayan bir gece...
Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?
Her yeni cereyan şiire yeni bir hudut getirdi.