Görüşünüz ancak yüreğinize baktığınızda berraklaşır... Dışa bakan düş görür. İçe bakan uyanır.
Düşünmeye bir sınır çizmek için, bu sınırın iki yanını da düşünebilmemiz gerekirdi (yani düşünülmeye elvermeyeni düşünebilmemiz gerekirdi.) Sınır, öyleyse, yalnızca dilin içinde çizilebilecektir ve sınırın ötesinde kalan düpedüz saçma olacaktır.
Bir filozof olmanın ilk adımı, insanların çoğunun hayatlarını hiçbir rasyonel gerekçesi olmayan bir inançlar dünyası içinde geçirdiğini fark etmektir.
Bir din, sonsuz ve mutlak bir kesin gerçeği somutlaştırdığı iddiası ile bir bilimsel teoriden farklılık gösterirken bilim ise; daima deneye dayalıdır, şimdiki teorilerin er ya da geç yeniden biçimlendirilmesini zorunlu bulur ve yönteminin mantıksal bir bütün ile son sonuca ulaşmasında yetersiz olduğunun bilincindedir.
Her kitaplık bir cezaevi kapatır.
Bir insana olan özlem iç organlardan daha fazla yer kaplar.
Bir alışkanlığın devamlılığı genellikle saçmalığıyla doğru orantılıdır.
Mizahın gizli kaynağı neşe değil, hüzündür. Cennette mizah yoktur.
Ama yine de umudumuz kalabalık.
Benim şiirlerimde hadis-i şerifler, ayetler, tasavvuf, menkıbeler, İslami davranış biçimleri, tavırlar, tepkiler, kabuller, suda erimiş madenler gibi vardır.
Küçük bir serçe hiçbir zaman bir fil gibi ölemez. Zaten arzuları da hayalleri de vazgeçilmez şekilde irileşip içine çöreklenmemiştir.
Odanın yekpare camlarından eşyanın üzerine kirli bir aydınlık sızıyordu. Bu aydınlığın altında, bu eşyanın sanki küflenen, dökülen bir hali vardı. Seniha kendisinin de bu kirli aydınlığın altında bu eşya ile beraber küflendiğini hissetti. Ayağa kalktı, alnını cama dayadı ve dışarıya baktı. Ağaçlar soyulmuş, havuz, dökülmüş yaprak tabakaları altında görülmez olmuştu. Sonbahar denilen mevsim ne hazin bir mevsimmiş! Bu, adeta yazın çürüyüşü, parça parça çürüyüp dökülüşü gibi bir şeydi.
İnsan için, her şeyi söylerler... Ne çıkar? Elverir ki, vicdanı temiz olsun...